Dec 18

Apple
2008′in en iyileri yazılarımıza internet şirketleri ile devam ediyoruz. Senenin en başarılı şirketlerini değerlendiren ReadWriteWeb‘in “Best BigCo of 2008” ödülünü kazanan Apple oldu. Geçen sene birinciliği Facebook almış, 2006 ve 2004′te Google, 2005 yılında ise Yahoo kazanmıştı.

Apple bu sene iPod (müzik) ve iPhone (telefon) ile çok güçlüydü. Uzun süredir iPod ile yakaladığı başarının sınırlarını iPhone ile genişletti. Ayrıca Apple Application Store‘un açılması ve buradaki uygulamaların hızla artışı ve çeşitliliği, Apple ürünlerinin mobil platformun bu seneki yükselişine ayak uydurması Apple’ın 2008′in en iyi internet şirketi olarak seçilmesinin sebepleri arasında.

Apple’ı bu sene Open Social platformu, Android (mobile platform) ve Chrome (web browser) ile sürekli gündemde olan Google takip ediyor. Facebook Connect ile profil taşınabilirliğini sağlayan Facebook, Adobe Air uygulaması ile interneti browser dışına taşıyan Adobe takipçiler arasında. Microsoft, AOL, Amazon, Mozilla, Yahoo!, eBay ise yine adlarını sık sık duyurmaları ile senenin en iyi internet şirketleri arasında yer alıyorlar.

ReadWriteWeb’in sıkı yazarlarının her sene en iyi internet şirketleri arasında yaptığı değerlendirme, şirketlerin sene içinde çıkardığı yaratıcı ve güçlü hizmetler & ürünlere ve şirketin imaj skorlarına dayanıyor.

Nov 17

2008 Amerika Başkanlık Seçimlerinin, tarihe geçerek gelecek kuşakları ne kadar etkileyeceğine hepimiz tanık olduk. Obama‘nın bu tarihe geçen zaferinin arkasında genç Amerikalı’ların desteği çok büyüktü ve birçok araştırmacı Obama’nın genç oylarına oynadığını tesbit etmişti. Haklı da çıktılar! 1976 yılından beri bir ilk gerçekleşti ve sonuçlara göre Obama, oylarının 70%’ine yakınını 25 yaş altı gençlerden aldı. Pekii biz Verve Digital yazarları olarak neden şimdi bu konuya değindik? Çünkü tüm bu seçim dönemi boyunca Obama dijital dünyanın nabzını çok başarılı bir şekilde tuttu!

Bu seçimlerde adaylar ilk kez Amerikan seçmenleriyle Facebook ve MySpace gibi dev sosyal network siteleri vasıtasıyla iletişime geçtiler.Hatta “Facebook Seçimleri” bile denildi adına. Zaten bu açıdan baktığınız zaman, Obama’nın ana stratejistlerinden birinin Facebook’un kurucu ortaklarından 24 yaşındaki Chris Hughes olması hiç de şaşırtıcı gelmiyor!

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Sep 11

ComScore’un yaptığı araştırmaya göre, dünyada sosyal ağ kullanıcı sayısı geçen yıla göre %25 arttı. Kuzey Amerika’da diğer bölgelere göre artış hızı %9 olarak gerçekleşirken, Ortadoğu - Afrika’da bu oran %66, Avrupa ve Latin Amerika’da %30 civarında bir artış gözlenlenmekte. Jack Flananagan*’a göre ilk social network trendleri Kuzey Amerika’da başlamasına rağmen diğer bölgelere göre artışın düşük olması bu bölgede olgunluğa ulaştığını gösteriyor.

Facebook ve Hi5 kullanıcı sayılarının ikiye katlanmasıyla kullanıcı sayısında yüzdesel olarak %153 ve %100 artış gözlemlendi. Bu sitelerin yanısıra geçen yıla göre yüksek artış gösteren %50 ile friendster.com, %41 ile orkut ve %32′lik oranla bebo.com görünüyor. 

Kuzen Amerika’da sosyal ağlardaki ziyaretçi sayısının artış hızının diğer bölgelerdekine göre az olmasına rağmen en fazla kullanıcı sayısı hala bu bölgede (49 milyon).

(*comScore executive vice president)
Kaynak: comScore

Mar 26

MySpace’in müzikteki başarısı üstüne, Facebook da yeni bir müzik bölümü açıyor. Bu müzik bölümünün içinde müzik grupları profil yaratıp, şarkılarını, kliplerini ve fotoğraflarını Facebook kullanıcıları ile paylaşabilecek.İçinde Alicia Keys, Bruce Springsteen, Coldplay’in de olduğu 80 şarkıcı/grup şu ana kadar profillerini oluşturdular bile! Facebook Music Application’ı ekleyerek kolayca erişim sağlayabiliyorsunuz…

Feb 20

Becel “Kalbini Sev” kampanyasını Facebook’a taşıdı.
Becel’in kalp sağlığımızı önemseyen yeni kampanyası Facebook’ta hayat buluyor. Arkadaşlarınıza “kalbini sev” çağrısında bulunmak, onlara balık ızgara, portakal suyu ya da şifalı bitki göndermek, kendi kalp sağlığınızı iyileştirecek öneriler almak, kalbinizi yeterince sevip sevmediğinizi öğrenmek, kalbinizin yaşının sizin yaşınızla aynı olup olmadığını keşfetmek için Becel’in yeni Facebook uygulamasını yükleyin.

Kalbimi seviyorum diyorsanız şöyle buyrun

Feb 7

Online buluşma sitesi Match.com yeni bir Facebook uygulamasıyla Facebook ile profillerini birleştiriyor! Küçük Siyah Kitap uygulaması sayesinde Facebook kullanıcıları, siteden ayrılmadan Match.com arama taktiklerini kullanarak potansiyel eşlerini bulabilecekler. Tabi ki kullanıcılar üyelikleri dahilinde bu servis için belli bir ücret ödüyor olacaklar. Match.com İngiltere yöneticisi Jason Stockwood diyorki; “ Match.com da diğer birçok sosyal networkle aynı karakteristiği taşıyor ve insanları bir araya getiriyor. Facebook insanların iletişim kurmalarında ve halihazırdaki arkadaşlık networklerini yönetmelerinde çok başarılı ; fakat Match.com bu iletişimi bir adım öteye taşıyarak, insanların romantik bir ilişki formatına geçmelerini sağlıyor”

Dec 18

“Şeytan” kılığında AXE dövmeli ördekçikler Facebook’un ilk markalı hediyeleri oldu. Artık vbu ördeklerden arkadaşınıza gönderebilir ya da bir sabah profilinizde bi arkadaşınızın size böyle bir hediye gönderdiğini görebilirsiniz. Gençler arasında geniş marka bilinirliği olan AXE ile Facebook arasındaki işbirliği, ilk markalı hediyenin doğması ile sonuçlandı. AXE bazı ürünlerinin promosyonu için kullandığı banyo ördeği fikrini logosunu ve markasını Facebook’a taşımak için kullandı ve bunun sonucunda AXE şeytan ödekleri sayfalarımızdaki yerini almış oldu. Şeytan ördekleri görmek için Facebook hesabınıza bir uğramanız yeterli.
www.facebook.com

Dec 13
Sosyal Networkler
icon1 Süen Çankaya | icon2 Dijital gündem | icon4 12 13th, 2007| icon3Yorum yok »

Herşey Web 2.0 erasıyla birlikte “masaüstü”nün egemenliğinde olan tüm uygulama bulundurma görevinin webe taşınması ve dökümanların, kontaklarımızın,ofis araçlarının, videoların,resimlerin herşeyin biz neredeysek orada olabilmesi gerçeğiyle başladı. Eskiden pasif bir alıcı olan tüketiciler artık çok kolay erişebildiği digital platformlar sayesinde aktif katılımcılar olmaya başladılar. Facebook profilleri, flickr’daki resimleri, linkedin’deki cvleri, last.fm’deki müzik kişilikleriyle hayatlarını oluşturan her alanda birer sanal kopyaları var ve bu kopyalar orada yaşıyorlar, kendilerini hiç bir yerde ifade edemedikleri kadar net ifade edebiliyorlar.

Bu yeni dünya her türlü içeriğin yaratılması, yeni arkadaşlıkların oluşturulması, ilgi alanlarının tartışılması gibi konuları hiç olmadıkları bir şekle sokma gücüne sahip. Tabiiki tüm tüketiciler kendilerini sosyal ağlar yoluyla ifade etmiyor. Fakat ifade eden kesim kesinlikle çığ gibi büyüyor.

Verilere göre tüm dünyada online sosyal platformlarda harcanan pazarlama bütcesi 2006 yılında 445 milyon$ iken, 2007 yılında 1 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Bu pazarın dünyadaki büyük oyuncuları aslında Türkiye’de de aynı şekilde egemenliklerini kurmuş durumdalar.

Peki markalar bu platformları nasıl kullanıyorlar?

Banner tabii ki akla en çabuk gelen ve en kolay uygulanabilecek yöntem gibi düşünülüyor. Bannerın yanısıra sponsorluklar,aplikasyonlar,gruplar, farklı markalama modelleri gibi pek çok yöntem var. Fakat tüm platformlar kendi dinamikleri ve gerçeklikleri çerçevesinde kullanıldıkları oranda ancak potansiyelleri dogrultusunda geri dönüş sağlayabiliyorlar . Bu yüzden kullanılması amaçlanan sosyal networkleri iyi anlamak, kullanıcının deneyimini algılayıp ona göre pazarlama çözümleri üretmek gerekiyor… Çünkü bu alanlar tüketicinin kral/kralice olduğu, her türlü seçime ve sınırsız özgürlüğe sahip oldukları bölgeler. Dolayısıyla bu özgürlüklerini asla rahatsız edici bir şekilde kullanmamak gerekiyor.

Facebook üzerindeki uygulamalardan birine bu sayımızda haber olarak yer vermiştik. Bu tarz uygulamaların yanında etkinlikler, sponsorlu gruplar, anlamlı uygulamalar markanın tüketiciye dokunabileceği uygun örnekler.

Sosyal networkleri kullanarak pazarlama faaliyetleri yapmak ya da bu platformları bir dağıtım ağı olarak kullanmak giderek daha çok markanın dikkatini çekiyor. Marka açısından bakıldığında doğru kullanıldığı taktirde tüketiciyle ilişkilerin geliştirilip derinleştirilmesi anlamında bu platformların faydası olabileceği tabii ki bir gerçek.

Bu platformlarda gerçekten tüketicinin anlamlı bulabileceği şekillerde yer almak çok önemli. Çünkü sadece rakiplerinizle değil, sosyal networkleri oluşturan bütün içeriklerle yarışma halindesiniz, bir marka profili oluşturmanız yeterli olmuyor, onun altını doldurmanız ve tüketicinin güvenini kazanmanız gerekiyor. Bunun için de sadece pazarı, markanın ihtiyaçlarını ve tüketiciyi değil, kullanmayı planladığınız sosyal ağın kullanıcı segmentlerini de tanımlamanız ve onları anlamanız gerekiyor. Eğer kullanıcının yarattığı bir içerik etrafında bir aktivite planlıyorsanız ve youtube ana mecranız olarak aklınıza geliyorsa, youtube’un milyonlarca kullanıcısından sadece %1′inin gerçekten içerik yüklediğini aklınızda bulundurmalısınız. Tek bir bedenin asla tüm tüketicilere uyamayacağını bilip farklı tüketicilere farklı içeriklerle gidebilmelisiniz, içeriği yaratırken markanın kendi dünyasından ve egosundan sıyrılıp markayla tüketicinin gerçekten kurduğu kontak noktalarından ve içgörülerden hareket etmelisiniz.

Özetlemek gerekirse sosyal networkler hayatımızda ve olmaya da devam edecekler. Markalarımız için tabiiki nasıl kullanabileceğimizi düşünmeliyiz. Fakat yaptığımız herşey doğru içerikte,kurguda, platformda ve stratejide olmalı. Dürüst , kullanıcı deneyime saygılı ve kesinlikle tüketicinin ilgi alanları ve ihtiyaçları ile ilgili olmalıyız…